SN: EMİN ÇÖLAŞAN
Çoğu zaman yazılarınızı büyük bir beğeni ile okuyan bir okuyucuyum. Ancak;
5 Temmuz 2006 Çarşamba günkü köşe yazınızda Karadeniz sahil yolu ile ilgili bölümde, size verilen bilgilerin yanlış ve maksatlı olduğu kanaati ile bu yazıyı yazma gereği duydum.
Eski bir karayolcu ve daha sonrada siyasetçi olarak bu yolun gündeme geldiğinden bu güne kadar her kademede bu konuyla ilgilendim.
Bana göre kısa yazınızda yanlış yönlendirmeler var.
Şöyle ki;
a) Yolda çok büyük vurgun ve yolsuzluk var demek çok haksız bir suçlamadır.
b) Yolun güzergâhı yanlış seçilmiş, alternatif olduğu halde sahil zarar görmüştür denilmektedir. Bu ifadede karayolları teknik personeline haksızlıktır.
Bu güzergâhta yolun gerekli olduğuna hem sizinle ve hem de icraatın içerisinde
Olmasına rağmen yolda emeği geçenlere beddua eden Orman Bakanı Sn. Osman PEPE ile aynı fikirde olduğumuzdan bu konuda zamanınızı almak istemiyorum.
a) Yolsuzluk iddiaları ile ilgili T.B.M.M ‘sinde 21. dönemde iki defa hukukçuların, Bürokratların, tarafsız teknik elemanların Müşterek Raporlarının değerlendirildiği milletvekillerince komisyonlar kurulmuştur ve herhangi bir vurgun, yolsuzluk bulunamamıştır.
Yine 22. Dönemde Ak Parti iktidarlarında yol inşaatı tekrar 1,5 yıl durdurularak mutlaka bir yolsuzluk bulunması gerektiği hedefi ile araştırmalar yapılmış yine herhangi bir yolsuzluk bulunamadığı gibi Mahkemeye verilen Karayolları Bürokratlarının hepsi de tarafsız mahkemelerde beraat etmiştir.
Bu araştırmalardan sonra yol faaliyetlerinin aynı şartlarda devam kararı aldığına göre , yolda çok büyük değil çok küçük vurgun ve usulsüzlük bile yoktur. Dolayısıyla bu iddialarla ilgili Bürokratlara ve Siyasetçilere büyük haksızlık yapılmıştır.
b) Güzergâh konusunda ise, sahilde kumsal alanlar daha büyük oranda korunabilseydi daha iyi olurdu. Ancak bunu yapabilmek için içerden yamaçlardan geçecek bir güzergâh Çevreye çok daha fazla zarar verir ve daha büyük yanlış olurdu diye düşünüyorum.
Şöyle ki;
Karadenizin coğrafi yapısı dik yamaçlar ve derin vadilerden oluşmaktadır. Ayrıca Bölge bol yağışlı bir iklime sahiptir. Bu nedenle iç kısımlarda il ve köy yollarında her büyük yağmurda seller oluşmakta, yol kapanmaları olduğu ilgili kurumların kayıtlarında belirtilmiştir.
İçerden geçilerek duble yol güzergahı boyunca %50’ye yakın çok uzun tüneller ve çok yüksek viyadükler olacaktır. Yol genişliğini elde etmek için geniş bir arazi şeridi tahrip edilecek, oluşacak yüksek şevler dolayısıyla her fırtınada yol kapanmaları kaçınılmaz olacaktır.
Karadeniz sahil yamaçlarında en az 150 – 200 metre genişliğinde yemyeşil bir orman şeridi yok olacaktır. Bu husus sahildeki kumsal alanların kısmen zarar görmesinden çok daha fazla bir çevre kirliliği demektir.
Bunlara ilaveten yapılması zorunlu olan her ilçe ve il merkezine erişme kontrollü yol bağlantıları bu eğimli arazideki çevre tahribatı en az bütün yolun çevreye verdiği tahribattan az olmayacaktır. Sahil güzergâhında kısmen eski yapılmış kamulaştırmadan, hafriyattan, sanat yapılarından, tahkimatlardan istifade edilmiştir.
Ayrıca, maliyet olarak mukayese edecek olursak dağ yamaçlarından içerdeki güzergâhta tüneller, viyadükler, farklı sanat yapıları arazinin kıt olduğu bölgede kamulaştırma zorluğu dikkate alınırsa bu yolun, güzergâhının içerden geçmesi halinde maliyetin en az 5–6 kat daha fazla olacağını düşünüyorum. Çevreye de aynı oranda zarar vereceğini de unutmamak gerekir.
Kamu oyunun doğruları öğrenmesine aracılığınızla yardımcı olur kanaati ile bilgi vermekte fayda gördüm .
Saygılarımla ,
Ahmet KABİL
RİZE ESKİ MİLLETVEKİLİ
05.07.2006
