Dönem:19
Birleşim: 13
Tarih:07-10-1993 Perşembe


Sayın Kabil, sizin de konuşma süreniz 20 dakikadır efendim.

ANAP GRUBU ADINA AHMET KABİL (Rize) — Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Öğretmenlerin içinde bulundukları sıkıntıların çarelerini ve bu meslek mensuplarını toplumda layık oldukları statüye kavuşturmak için alınacak tedbirleri tespit etmek maksadıyla verilen araştırma önergesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 4.12.1991 tarihli 11 inci Birleşiminde görüşülmüş, Meclisin 149 sayılı kararıyla, (10/1) esas numaralı Araştırma Komisyonu kurulmuştur. Benim de içerisinde bulunduğum ve Başkan Yardımcılığı yaptığım bu Komisyon; 19.12.1992 tarihinden itibaren 13 aylık bir çalışma yapmış ve bir rapor hazırlamıştır. Bu konuda Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini Yüce Meclise arz etmek için huzurlarınızdayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilleri, eğitim bir sosyal kurumdur; tıpkı hukuk gibi, aile gibi. Sosyal kurumlardan herhangi biri bozulur, erozyona uğrar, işlevini yerine getiremez ya da yozlaşırsa, bundan sadece o kurum etkilenmez; aynı zamanda diğer sosyal kurumların tümü etkilenir ve yeni arayışlar gündeme gelir.

Eğitim, genel anlamda davranış değişikliğidir; hem de toplumun istediği davranış değişikliğidir. Bu değişiklik, doğuştan başlar, okulöncesinde, ailede, daha sonra okulda ve hayat boyu devam eder. Eğitim, aynı zamanda, çağdaş toplumun davranışlarına uygun değişiklikleri de kapsamaktadır. – Sayın milletvekilleri, hepimizi yetiştiren, yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimizi tamamlayacak olursak; öğretmen, Millî Eğitim Temel Kanununun tarif ettiği ölçüler içerisinde, vatanım, Bayrağını, milletini, dinini, ailesini, öğretmenini ve bütün insanları seven, sevgiyi ve bilgiyi paylaşmasını bilen, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı, millî ve manevî değerlerimize sahip çıkan, millî değerlerin, millî kültürün gelecek çağlara güçlenerek aktarılmasını sağlayan, Türkiye’nin bütünlüğüne yürekten inanmış gençleri yetiştiren kişidir.

Bu kadar niteliklerin, sorumlulukların tanımına sahip olması gereken öğretmenlerin, çağdaş bir eğitim sistemi içerisinde en mükemmel şekilde yetiştirilmeleri gerekiyor. Ülkemizde öğretmen yetiştirme sorunu ilk kez, 1848 yılında resmî biçimde ele alınmış ve “Darülmuallimin” adı altında öğretmen okulu açılmıştır. O tarihten bugüne kadar, öğretmen yetiştirme sorunu hep gündemde kalmıştır.

1989 tarihinde Ankara’da toplanan Öğretmen Yetiştirme Dayanışma Kurulunda, öğretmen yetiştirme ve öğretmen sorunları mevzuunda önemli kararlar hayata geçirilmiştir. 1983-1991 ANAP döneminde, öğretim süresi dört yıl olan 47 Anadolu öğretmen lisesi açılmış; 1990 tarihinde, Hasanoğlan’da, Millî Eğitim Akademisinin temeli atılmıştır. Öğretmen Eğitimi Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Ayrıca, öğretmen maaşlarına, çalışılan yerin özelliklerine göre, yüzde 220 ilâ yüzde 352 artış sağlanmıştır. Öğretmenlere ek tazminat, ek ders ücretlerinde artış getirilmiş, kalkınmada öncelikli illerde çalışan öğretmenlere İlave ek tazminatlar verilmiş, memuriyete girişte, öğretmenlerin aylık geliri ile devlet memurlarının aylık geliri arasında yüzde 99 oranında fark sağlanmıştır. Öğretmen evlerinin sayısı 200’den 308’e çıkarılmış, daha birçok öğretmen sorunları iyileştirilmek suretiyle, öğretmenlik mesleğinin cazip bir meslek haline getirilmesi yolunda mesafeler kaydedilmiştir. Dolayısıyla, 1990 yılı üniversite giriş sınavında, lise ve dengi okul mezunu, 73 807 öğrenci, öğretmen yetiştiren yüksekokul kurumlarını birinci sırada tercih etmiştir. Öğretmenlik, doktorluktan sonra, en çok tercih edilen meslek haline getirilmiştir. Bu konuda, eski Millî Eğitim Bakanımızın 16 Ekim 1991 yılı bütçe konuşmasında dile getirdiği hususların da içerisinde olduğu tedbirlerin Komisyonumuzca tekrar elçi alınmasından mutluluk duyduk.

Komisyonumuz, bütün bu görüş, istek ve dilekleri dikkate alarak, yeni bir öğretmen yetiştirme modeli geliştirmiştir. Bu model şöyle özetlenebilir:

1. Öğretmenlik mesleğine hazırlayan kurumlar, (öğretmen liseleri) Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde; öğretmen yetiştiren kurumlar ise, üniversite sistemi içerisinde olacaktır.

2. Yetenekli, öğretmenliğe yatkın öğrenciler, öğretmen liselerinde öğretmenlik ruh ve idealleriyle yetiştirileceklerdir.

3. Öğretmenlik mesleğine hazırlayan okullara alınacak öğrencilere mülakat sistemi getirilecek, mesleğe uygun olan öğrencilerin seçilmesi imkânı sağlanacaktır.

4. Hem branş hem de meslek bilgisi, yalnız, “Öğretmen Fakültesi” adıyla kurulacak fakültelerde verilecektir.

5. Seçme sınavıyla öğrenci alan öğretmen liseleri mezunlarının, öğretmen fakültelerine

geçişleri, artırılmış puanla sağlanacaktır,

6. Örgün ve yaygın eğitim bir bütün olarak ele alınıp, öğretim elemanlarının aynı kaynaktan yetişmeleri sağlanacaktır.

7. Branşlaşmaya doğru gidildiğinden, istihdam ile eğitim arasında bir paralellik sağlanacaktır.

8. Öğretmenlerin en az bir yabancı dil bilmesi öngörülmektedir.

9. Öğretmen yetiştiren fakültelerin üç ve dördüncü sınıflarında staj süreleri tedricen artırılarak, fakülteyi bitirirken, öğretmen adayının mesleğe intibakı sağlanacaktır.

10. öğretmen yetiştiren kurumlar netleştirildiğinden, bundan böyle, her fakülte mezunu artık öğretmen olamayacaktır.

11. Sonuç olarak, öğretmen yetiştiren bütün kurumların kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak, bu konu bir sistem bütünlüğüne kavuşturulacaktır.

Sayın mötetvekölerî öğretmenlerin içinde bulundukları sıkıntıları ve bu sıkıntıların giderilmesi aşılmasının aşağıdaki başlıklar altında gruplayabiliriz.

1.ğretmenlerin sosyal statüsünün iyileştirilmesi,

2. öğretmenlerin Mülk haklarıyla ilgili sorunların giderilmesi,

3. öğretmenlerin istihdamlarıyla ilgili sorunların giderilmesi,

4. öğretmenlerin eğitim ortamlarının iyileştirilmesi,

5. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimlerle ilgili sorunların giderilmesi

Bu başlıklar altındaki önemli sorunlar da şunlardır:

1. öğretmenlerin sosyal statüsünün iyileştirilmesi:

a) öğretmenlik, avukatlık, mimarlık, mühendislik gibi bir meslektir, hatta, sosyal içeriği bu esleklerden daha falladır. Ülkemizde hemen hemen tüm mesleklerin odası veya birliği vardır; öğretmen odaları da olmalıdır.

b) İlkokul öğretmenlerinin 1943 yılında kurduğu İLKSAN, günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermediği gibi, son yolsuzluk ve usulsüzlüklerden sonra, artık istenmeyen bir kuruluş oldu. Bunun erine, bütün öğretmenleri kapsayan, Türkiye Öğretmenler Yardımlaşma Kurumu (TÖYAK) adıyla eni bir yasal yapılaşmaya ihtiyaç vardır. ‘ ,

c) öğretmenlerimize sendika hakkı verilmelidir.-Ancak, eski TÖB-BER’de olduğu gibi, yozlaşmayı önleyici tedbirler getirmek kaydıyla sınırları belli-olan ve kontrollü bir sendika hakkı verilmelidir. Mevcut öğretmen lokalleri ve öğretmen evleri ihtiyacı karşılamadığından» bu tesislerin geliştirilmesi gerekmektedir

2. Öğretmenlerin özlük haklarıyla sorunların giderilmesi: Öğretmenlik mesleğinin cazip hale getirilmesi, sosyal İmkânlar sağlanması yanında, onların maddî imkânlarının iyileştirilmesiyle de mümkündür.

Öğretmenlere verilen öğretim teminatı günün şartlarına uydurmalıdır.

Okul müdürü ve müdür yardımcılarına yönetim tasarısına ödenmelidir.

Hizmet içi eğitimdeki haşarıları, kademe, ve derece ilerlemelerinde dikkate alınmalıdır.

Öğretmenlerin her hizmet, yılı için 3 aylık itibari hikmet süresinin emeklilik sürelerinde değerlendirilmesi gereklidir.

Memuriyette, iken üst öğrenim görmeleri temin edilmelidir. Bu öğrenin süreleri müddetince öğretmenler izinli sayılmalıdırlar. Bugünkü uygulamada, master derecesi ilan bir kimseye bir kademe ilerlemesi verilmektedir: ancak, bunun iki kademeye çıkarılması uygun olacaktır. öğretmenlere ödenen iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçtük zamları günün şartlarına göre ayarlanmalıdır.

Sayın milletvekilleri, Komisyon Raporunda, öğretmenlerin özel eğitim kurumlarında ücretle görev almaları yasağının kaldırılması İstenmektedir. Biz bu öneriye şiddetle karşıyız. Bu yasağın kaldırılması, resmî okullardaki eğitim seviyesinin düşmesine neden olacak, resmî okuldaki görev tali görev haline getirilecek, buradaki görev niteliği, sadece emekliliği beklemek olacaktır. Bu teklif, öğretmenliği yozlaştıracaktır.

Müfettişlerin harcırah ve tazminatlarının günün şartlarına göre ayarlanması gereklidir. Anarşik olaylarda şehit olan öğretmenlerimizin ailelerine maddî yardım yapılmalı, çocuklarının, öncelikli, yurt ve burs ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Yurt dışında görevlendirilen öğretmenlerin öğrenim düzeyleri, genellikle gönderildikleri ülkelerin öğrenim düzeylerinin altındadır. Temsil yetenekleri arzu edilen düzeyde değildir. Sayın milletvekilleri, öğretmenlerin istihdam sorunları, en önemli sorunlardan bir tanesidir. Öğretmen istihdamında, tayin ve nakillerde öğretmen ihtiyacı esas alınmalı, politik baskılar ve nüfuz suiistimaline mahal verilmemelidir. Stajyer öğretmenleri tek başlarına bir okula değil, stajyerlik sürelerinde, örnek alabilecekleri ve tecrübe birikimlerinden yararlanabilecekleri öğretmenlerin bulunduğu okullara vermek gerekir. Öğretmenlerin istihdamları, yurt düzeyinde dengeli ve âdil bir şekilde yapılmalıdır.

Merkez şehirlerde ve batı bölgelerimizde lüzumundan fazla yığılma olmakta, bazı bölgelerde ise İhtiyacın çok altında öğretmen istihdam edilmektedir. Bu durum, öğrenciler için öğrenim eşitsizliğine neden olmaktadır.

örnek olarak Rize’yi verebilirim… 1992-1993 ders yılında Rize’de öğretmen sıkıntısı had safhaya ulaştı. O ders yılında Rize’deki öğretmen açığımız 900 civarındaydı. 1992-1993 ders yılında tayin edilecek 5 000 öğretmenin içinden bize gönderilecek öğretmenleri bekledik; ama, o ders yılı bitti, bizim öğretmenler gelmedi.

1993-1994 ders yılında -yani bu yıl- Rize’de, ders saati esasına göre, 783 branş öğretmenine, 246 sınıf öğretmenine ve 28 ana sınıfı öğretmenine olmak üzere toplam 1 056 öğretmene ihtiyaç varken, son defa, 20.9.1993 tarihinde dağıtılan 9 500 öğretmenden Rize’ye toplam 171 öğretmen verilebildi; ama, aynı anda Rize’den de başka illere 262 öğretmenin tayini çıktı. Böylece, Rize’de öğretmen adedi çoğalmamış, aksine, daha da azalmıştır. Şu anda Rize’de, anarşiden değil, öğretmensizlikten 30 okul kapalıdır. Türkiye’nin batısındaki turistik illerimizde öğretmen adedi fazlayken, Ankara, İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerimizde yığılmalar günden güne artmaktayken, bu şehirlere yine de öğretmen verilmiştir. Rize Lisesinde, ders saati esasına göre 95 öğretmen olması gerekirken, idareciler dahil olmak üzere, sadece 32 öğretmen vardır ve dersler boş geçmektedir; ama, Çankaya Lisesinde ders saati esasına göre 100 öğretmen olması gerekirken, şu anda 192 öğretmen vardır.

Rize Lisesinden mezun olan öğrenciler ile Ankara Çankaya Lisesinden, İstanbul Haydarpaşa Lisesinden mezun olan öğrenciler, üniversiteye girerken aynı sorularla muhatap olacaktır. Bu bir eğitim adaletsizliğidir. Nerede eğitim eşitliği?! Rize Lisesinden mezun olanların kaderi, Sayın Başbakanın açıkladığı diplomalı, cahil yetiştirmeye yönelik ve bir sınıfında 440 bin öğrenci bulunan hayalî televizyon üniversitesinde okumaktır. Bu adaletsizlik acilen giderilmelidir.

Sanki Rize cezalandırılıyor… Rize’nin de Kırşehir gibi ilçe olabileceğini düşünebilirdik; ama, gençlerimizin istikbaliyle oynanabileceğini düşünmezdik.

Türkiye’de en çok göç veren iller arasında bulunan, üniversiteye öğrenci verme esasına göre yapılan sıralamada sonlarda olan ve kalkınmada öncelikli iller arasında olması gereken Rize gibi illerin, öğretmen eksiği ciddiye alınmalıdır.

öğretmen istihdamının yanlışlığında Rize ili, canlı bir örnektir. Vekil öğretmen atanması gerekli olan bölgelerde, ihtiyaç sahibi emekli öğretmenlerin atanmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. 4. öğretmenlerin eğitim ortamlarının iyileştirilmesi: Ders kitaplarının yanında ders araçlarının da, her okulda, tamamlanması sağlanmalıdır. Ders kitabı, öğretmen kitabı ve öğretmen kılavuzu, takım halinde hazırlanıp her öğretmene verilmelidir. Öğretmenlerin başvuracakları meslek kitapları yeterli ve nitelikli değildir. Yeterli meslek kitapları sağlanmalıdır.

5. Hizmet içi eğitim sorunlarının giderilmesi:

Bütün öğretmenlerin, en az iki yılda bir defa, dört haftalık zorunlu hizmet içi eğitiminden geçirilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Hizmet içi eğitim seminerlerinden ilköğretim müfettişleri de yararlanmalıdır. Çok iyi yetiştirilmiş, üstün niteliklere sahip öğretmenlere sahip olduğumuz ve öğretmenlerimizin her türlü maddî ve manevî sıkıntıdan uzak bir şekilde görev yapmalarım temin ettiğimiz oranda, millî eğitimdeki başarımız artacaktır.

Bu düşüncelerle, öğretmenlerimizin içinde bulundukları sıkıntılara çare bulmak ve bu meslek mensuplarını toplumda layık oldukları statüye kavuşturmak için 5 yasa taslağı, hazırlanmasına, mevcut yasalarda 20 değişiklik ve raporda belirtilen diğer değişikliklerin yapılmasına taraftar olduğumuzu bir defa daha belirtir, Türkiye Büyük Millet Meclisinde yeni yasalar ve yasa değişiklikleri görüşülürken, her değişiklik için Grubumuzun görüşlerini ve önerilerini tekrar belirteceğimizi arz eder, bu çalışmaların ve çıkacak yasaların öğretmenlerimize ve milletimize hayırlı olmasını Allah’tan diler, Yüce Meclise saygılar sunarım. (Alkışlar)

BAŞKAN — Teşekkür ederim Sayın Kabil.