Dönem:20
Birleşim: 21
Tarih:02-12-1997 Çarşamba
BAŞKAN – Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini ifade etmek üzere, Rize Milletvekili Sayın Ahmet Kabil; buyurun efendim.(ANAP sıralarından alkışlar)
ANAP GRUBU ADINA AHMET KABİL (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; DYP Denizli Milletvekili Kemal Aykurt ve 54 arkadaşının, Karadeniz karayolu ihalesinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla, Bayındırlık ve İskân Bakanı Sayın Yaşar Topçu hakkında bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi hakkında, Anavatan Partisi Grubunun görüşlerini açıklamak için söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, Yüce Meclisi ve bizi izleyen herkesi saygıyla selamlıyorum.(ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
Sayın milletvekilleri, gensoru metnini okuyunca da anlaşılacağı gibi, bu, bir gensoru değil, bir husumet, kin ve intikam mektubudur; Karadeniz’e yatırımları şahsî nedenlerle yıllardır engelleyen DYP’nin, şahısları hedef alan, tamamen varsayımlar üzerinde suçlamalarda bulunan haksız ve tutarsız bir metindir.
Gensorunun esas maksadı, “bütün Karadeniz halkının, yıllardır, ne zaman ihale edilecek diye bekledikleri ve Karadenizin kan damarı niteliğindeki Samsun-Sarp yolunun yapımını nasıl engelleriz, bizim bugüne kadar yapamadığımız bu ihaleleri niçin 55 inci Hükümet yapıyor” hazımsızlığından başka bir şey değildir; çünkü, bu partiler, bu yolu, defalarca söz verdikleri halde, yapamamışlardır. Bu önerge, Doğru Yol Partisi ve Refah Partisinin bitiş feryatlarıdır.
DYP sözcüsü, konuşmasında, yolsuzluktan bahsetmiştir. Unutmasın ki, kendisi bu Yüce Mecliste sahte oy kullanmış tek milletvekilidir. Bu kişinin, bu kürsüden, yolsuzluktan bahsetmeye hakkı yoktur. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Sayın milletvekilleri, toplam uzunluğu 715 kilometre olan Karadeniz sahil yolunun 536 kilometrelik Samsun-Sarp bölümü için, 1987’de ilk defa projeli iyileştirme çalışması başlatılmıştır; ancak, 1989’da, eski Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, bu yol önemini bir kat daha artırmıştır. 1990’dan sonra katlanarak artan trafik nedeniyle, bugün, bu yol, tıkanma noktasına gelmiştir. Yolun birçok kesiminde, seyahat esnasında, 60-70 araçlık azap ve işkence konvoyları oluşmaktadır. Bu yolu engellemeye yönelik, kin dolu gensoruya imza atan ve destekleyen arkadaşlarımın, bu yoldan bir defa geçmelerini çok arzu ederdim; eminim ki, hepsinin vicdanları sızlayacaktır; ancak, önergeyi teşvik eden bir Karadenizli yönetici hariç.
Samsun’dan Sarp’a kadar 5 saat sürmesi gereken yolculuk 10 saat sürmektedir. Bu yolda ortalama günlük trafik -1996 sayımlarına göre- 12 200, bazı kesimlerde, mevzi olarak, günlük ortalama 33 bine ulaşmaktadır. 1997 sayımlarında, günlük ortalama trafiğin 15 bini aşacağı tahmin edilmektedir ve bunun en az 6 bini ağır vasıtadır. 1983 yılında uygulamaya konulan Ulaştırma Anaplanı, günlük ağır vasıta trafiği 500’ün üzerinde olan yolların üstyapısının asfalt-beton olması gerektiğini kayda bağlamıştır. Bu yol, bu limiti 12 kat aşmıştır.
1991-1995 yılları arasında, her ay yapılmasını beklediğimiz, bugün yapılan ihaleler bir türlü yapılamadı. Hatta, DYP ve SHP Koalisyonunun Başbakan Yardımcısı Sayın Murat Karayalçın, bundan dört yıl önce, Karayolları Genel Müdürlüğünde yaptığı basın toplantısında, bu güzergâhta, bu trafik yoğunluğunda, değil duble yol, sahilden 5 kilometre içeriden, yerleşim merkezlerini bozmadan, erişme kontrollü, 150 kodundan bir otoyol yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Kendilerine, teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Ancak, Partisi bugün ne düşünür bilmiyorum; ama, CHP Genel Sekreterinin, mevcut bugünkü yolu bile Karadenizliye fazla gördüğünden kimsenin şüphesi olmasın. Beyanatlarında, bunu teyit ediyor, duygularını gizleyemiyor.
1996 yılında, artan trafik yoğunluğu dikkate alınarak, 53 üncü Hükümet tarafından, çalışmalar duble yol olarak değiştirilmiş, ihale edilmeyen bazı bölümler için de ihale ilanı verilmiştir. Fakat, 54 üncü Hükümet, gelir gelmez bu ihaleleri de iptal etmiştir. 54 üncü Hükümetin Sayın Bakanının da, şahsî olarak, ihaleleri bir an önce yapma çabalarını gördük. Sayın Bakan, 15 Kasım 1996 tarihinde, Plan ve Bütçe Komisyonda bana verdiği cevapta, bugünlerde, ihale edilmeyen kısımların ihale edileceğini söylemesine rağmen, 1997 Nisanına kadar ihaleleri yapamamıştır; eminim ki, 54 üncü Hükümet koalisyon partilerinin liderlerinin kin ve husumetine takılmıştır.
Liderlerin husumeti dedim; sayın milletvekili arkadaşlarımın hatırlayacağı gibi, 54 üncü Hükümetin Başbakanı Sayın Erbakan, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden Hükümet Programını okurken, Hükümetlerinin en büyük hedefi gibi “ilk icraat olarak, Rize’ye gönderilen paraları geri aldık, beytülmale uzanan eli kırdık” ifadesini kullanmıştır. Bu ifade, Refahyol Hükümetinin, Karadenize karşı resmî bir husumet belgesi olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi zabıtlarına geçmiştir. (RP sıralarından “Ayıp, ayıp” sesleri) Evet…
55 inci Hükümet tekrar gelince, projeleri ve keşifleri hazır olan bu yolu dört yılda yapmak için bir kararlılıkla yolu ele aldı ve bugün gensoruya gerekçe olan ihaleleri yapmaya karar verdi. Bu teyit, zabıtlarda var.
NACİ TERZİ (Erzincan) – Getir, getir…
AHMET KABİL (Devamla) – “210 kilometrelik bölümde 6 ihale usulsüzdür” iddiası ise tamamen yersizdir; şöyle ki: Yolun bu müddet zarfında bitirilmesi için, kanunlar içerisinde yeni bir özel kaynak bulunması zorunluluğu doğmuştur. Bulunabilen tek çare, dış krediyle yolun yapılmasıdır. Dış kredi getirebilmek için, gerekiyorsa yabancı firmalarla ortak girişimin olabileceği ve yabancı kredilerin döviz olarak getirilebileceği düşünülmüştür. İhalelere esas olan keşiflerin dolar bazında hazırlanması ve ihale şartnamelerinin de krediyle ilgili bazı özel hükümleri ihtiva etmesi gerekmekteydi. Bu nedenle, 2886 sayılı Kanunun 2990 sayılı Kanunla değişen 89 uncu maddesi uyarınca, ilgili Bakanın teklifi üzerine, Bakanlar Kurulu kararıyla, ihalelerin usul ve esaslarını belirleyen Bakanlık oluruyla, Hazine ve DPT’nin uygun görüşleri alınmıştır. Neye göre bu işlem yapılmıştır diye sorarsanız, 2886 sayılı Kanunun değiştirilmiş 89 uncu maddesine göre yapılmıştır. Yolun makul bir sürede hizmete girebilmesi için, bu yöntem, zorunlu ve kaçınılmazdı.
Bugün Karayolları Genel Müdürlüğünün yatırım programında bulunan devlet ve il yollarının proje bedelleri toplamı, 1998 fiyatlarıyla 3 katrilyon 500 trilyondur. Halbuki, bu yollar için, Karayollarına 1998 yılı için ayrılabilen ödenek sadece 106 trilyon liradır; yani, hiç yeni yatırım yapılmazsa, mevcut yatırımlar 35 yılda bitirilecektir. Halbuki, bu yollar için, bu şartlarda Samsun-Sarp sahil yolunun 4 yılda bitirilmesinden bahsetmek bile mümkün değildir. Nitekim, görüleceği gibi, 1991-1997 yılları arasında, bu yol için ortalama 4 trilyon lira ödenek ayrılabilmiştir; yani, bu ödeneklerle, bu yolun, ancak 42 yılda bitirilmesi planlanmıştır. Ben iddia ediyorum, duble yol 4 yılda bitirilse bile, en çok 20 yıl sonra, maliyeti, bu yolun maliyetinin 15 katı olan Karadeniz otoyolu gündeme gelecektir. Yirmi yıl sonra, duble yol, bu trafiği taşımayacaktır. O zaman, bugün bu yolu engellemek isteyen DYP ve Refah Partili arkadaşlarımın çocukları, babaları adına utanacaklardır… (RP sıralarından gürültüler)
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Ayıp!.. Ayıp!..
AHMET KABİL (Devamla) – …tıpkı, 1973 yılında Boğaz Köprüsüne karşı çıkanların çocukları gibi… Bu partileri, tarih ve Karadenizliler affetmeyecektir. Bu projeyi “aciliyeti olmayan yatırım” diye ifade edip karşı çıkanların, kendi bölgelerindeki trafik yoğunluğu bu yolun yarısı kadar dahi olmayan yolların, duble yol, hatta otoyol yapıldığını unutmasınlar. O zaman bölgecilik olmuyor mu?!.
İkinci bir iddia: Çağrılan firmalar ANAP’lıymış!.. Çağrılan bütün müteahhitler DYP-SHP Koalisyonu zamanında en büyük işleri almışlardır. O zaman bunlar DYP’li veya SHP’li diye mi iş verdiniz? Bu iddialar gülünç ve basit karşı çıkma gerekçeleridir.
DYP-SHP İktidarında, ilçe başkanları, bakan yakınlarına müteahhitlik karnesi olmadan dahi nasıl iş verildiğini bu millet unutmamıştır. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Şimdi ise, daha önce otoyol yapım işlerinde başarılı olmuş ve dış krediyi getirmiş firmalar ile bu yörede yol yapımını başarıyla yürüten 17 firma davet edilmiştir. Bu müteahhit seçme yetkisi de, ihaleye uygulanacak usul ve esaslar kapsamında 2886 sayılı Kanunun değiştirilmiş 89 uncu maddesine göre, ilgili bakanın yetkisine verilmiştir.
“Tenzilatlar düşüktür, devlet zarara sokulmuştur” iddiasıysa gülünçtür. Hele, bunu, DYP sözcüsünün yapması çok gülünç. Yapılan bu 6 ihale, yukarıda izah edildiği gibi, dolar bazında ve dış krediyle ihale edilmesine rağmen, otoyol fiyatlarıyla değil, bütün devlet yolları ve Bayındırlık fiyatlarıyladır. Sözleşmeye göre, bu fiyatlara yıl içi fiyat farkı ödenmeyecektir.
Bu ihalelerin tenzilatları yüzde 17 ilâ yüzde 20 arasındadır. Ayrıca, dış kredi maliyeti de, yüzde 10 ilave edilirse, tenzilatlar yüzde 27 ilâ yüzde 30 arasındadır. Çünkü, dış kredi maliyetleri müteahhite aittir. Yani, gensoruda muhatap alınan firmanın tenzilatı yüzde 30’dur.
Aynı güzergâhta, aynı arazi şartlarında, aynı Bayındırlık fiyatlarıyla 1992-1995 yılları arasında yapılan ihalelere bir bakalım. Hangi dönemde devlet zarara sokuldu, kim kimin kasasıydı?
Ünye-Bolaman yolu: Yüzde 30 tenzilata karşı, 20.12.1993’te tenzilatı ne bekliyorsunuz; yüzde 5,62. Yüzde 30 tenzilata karşı yüzde 5 tenzilat…
Perşembe-Piraziz yolu: Yine, 30.12.1992’de tenzilat yüzde 5,10. Hani, devlet zarara sokulmuştu?
MUSTAFA KEMAL AYKURT (Denizli) – Onlar önseçimli idi.
AHMET KABİL (Devamla) – Espiye-Çarşıbaşı: İhale tarihi 15.2.1994. Bugünkü, 1997 fiyatlarıyla 24 trilyonluk iş. Teklif alma suretiyle yüzde 13 tenzilatı vardır. Hani zarar? Yüzde 30 mu büyük, yüzde 13 mü! Kim kimi zarara soktu?..
Gensoru sahibi DYP iktidarı döneminde bu güzergâhta yapılan ihale tenzilatları ortalama yüzde 10’un altındadır. Ayrıca, gensoruda hedef alınan firmanın yüzde 5,35’lik tenzilatına DYP iktidarları zamanında, 1994 tarihinde, bakan oluruyla, dört kat keşif artışı verilmiştir. Yani, aynı tenzilat ve aynı keşifle dört ayrı işi daha vermiş oldunuz. Gerekçe, müteahhitin imkânları ve yeteneğiydi. Belki, doğrudur; ancak, şimdi, aynı müteahhitin yüzde 30 tenzilatlı işine bu feryat, bu çirkin ithamlar niçin?
Ayrıca, bu iddialar, çok çirkin ve tutarsız engelleme taktikleridir. Bu ithamları yapmak, sizden başka kimseye yakışmaz. Hedef alınan firma yüzde 30 tenzilat yapmış. DYP-SHP iktidarları döneminde yüzde 9, yüzde 10 tenzilatla en büyük işleri yapmıştır. Örnek mi istiyorsunuz; Alanya Yat Limanı yüzde 9 tenzilatlı, Kaş Yat Limanı yüzde 10 tenzilatlı, Aydın Telekom işi, Antalya Telekom işi DYP döneminde yapılmıştır ve açılışlarını da, Genel Başkanınız Tansu Çiller yapmıştır. O zaman müteahhit kimin kasasıydı?.. Söyleyin, kimin kasasıydı?!.(ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) İşte, bu örnekler, gensorunun samimiyetsizliğinin, tutarsızlığının bir belgesidir.
Koca DYP ne hale geldi!.. “Barajlar Kralı” diye isim yapmış bir politikacının kurduğu parti, misyonunu kaybetmiş; yatırım yapan değil, yatırımları engelleyen, kin ve husumet partisi haline gelmiştir. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) Ama, bekliyoruz; Genel Başkanları söz verdi, iktidara geldiklerinde, Trabzon’u Akdenizin incisi yapacaklar; nasıl yapacaksa?!. Belki, Trabzon’u Akdenize taşıyacağız; ancak, o zaman hizmet yaparlar!.. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
YAŞAR OKUYAN (Yalova) – Ancak o kadar anlar!..
AHMET KABİL (Devamla) – Başka tutarsız bir iddia ise, müteahhitler Karadenizli imiş; olabilir; niçin olmasın? Karadeniz vatan toprağı değil mi? Şimdi, bunu ifade edenlere soruyorum: Bu ihalelerde iş alanlardan Tekfen, Karadenizli mi? Limak, Entes, Kolin, Polat, Doğuş, Bayındır, Özışık, Karadenizli mi? Böyle bir ayırımı yapmak gülünç ve ayıptır. Her ihaleye, ihale şartlarını yerine getiren her bölgenin müteahhiti girer ve iş alabilir; bu, yolsuzluk olmaz. Yeter ki, ihale zarfları, gece mutfakta açılmasın!.. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar) İşte, Sayın Topçu’nun kabahati; DYP’nin bu mutfak usulünü bozdu; bunu, bozmaması lazımdı!..
Sayın milletvekilleri, gensoruya muhatap olan Sayın Bayındırlık Bakanı Yaşar Topçu ne yaptı? Beykoz ormanlarını, Bakanlık nüfuzunu kullanarak parselleyip, çeşitli yollardan zimmetine geçirip, kat karşılığı 27 villanın sahibi mi oldu? (ANAP sıralarından “Hayır” sesleri) Hayır.
Kuşadası’nda, yine nüfuzunu kullanarak, devlet ormanlarını kapatıp, villa mı yaptırdı? (ANAP sıralarından “Hayır” sesleri) Hayır.
Bankayı batırıp, paraları yurtdışına kaçırıp, banka borçlarını devlete mi ödetti? (ANAP sıralarından “Hayır” sesleri) Hayır.
Örtülü ödenekten, niçin verildiği belli olmayan, Parsadan’a rüşvet mi verdi? (ANAP sıralarından “Hayır” sesleri) Hayır.
Bosna-Hersek için toplanan paraları yiyip, cebine mi indirdi? (ANAP sıralarından “Hayır” sesleri; RP sıralarından “Hayır… Hayır…” sesleri, gürültüler) Hayır.
MEHMET BEDRİ İNCETAHTACI ( Gaziantep) – Terbiyesiz!.. Ahlaksız!..
AHMET KABİL (Devamla) – Peki, gensoru niçin?..
1. Samsun-Sarp yolunu en ucuza ve en erken -fazla kamulaştırmaya gerek görmeden- yapabilecek alternatifi buldu. Yani, mevcut yola, en ucuz şekilde, iki şeritli bir yol ilave etti.
2. Mevcut yolun hafriyatından, sanat yapılarından, tahkimatından, köprülerinden istifade edilerek, yeni bir güzergâhta yapılacak duble yolun sadece yüzde 25, yüzde 30 maliyetiyle, Karadeniz duble yolunun geçmesini sağlayacak çözümü buldu.
3. Bütçe imkânlarıyla, demin izah ettiğim şekilde, 42 yılda bitirilmesi dahi mümkün olmayan yolu, dış krediyle makul sürede bitirilebilmesini sağlayacak formülü buldu. Yaklaşık 15 yıldır süren, 8 milyon insanın ıstırabına son verecek yolun yapılmasına katkıda bulundu.
Ayrıca, Orta Asya’dan Avrupa’ya gidecek turistlere karşı devletin itibarını korudu. Türkiye’de ortalama günlük yol trafiği 15 bini bulan duble yol, hatta otoyol olmayan başka hiçbir yol kalmamışken, bu trafik yoğunluğundaki tek kalmış bir ayıbı ortadan kaldırdı. Devlet olmanın gereği de buydu.
Sayın Bakan başarı gösterdi diye mi hakkında gensoru verdiniz?
Sayın milletvekilleri, bu gensoruyu verenlerin akıllarında, hâlâ, kendi dönemlerinde yaptıkları ihaleler kaldı; hâlâ, tadı damaklarında!.. Bunlar, herkesi kendileri gibi zannediyor. Bir atasözü var: “Dervişin fikri neyse zikri de odur.” Allahaşkına, hiç olmazsa, ihalelerden, yolsuzluktan, usulsüzlükten bahsetmeyin; artık, sizi, bütün Türkiye çok iyi tanıyor…
MUHAMMET POLAT (Aydın) – Bizi de, sizi de tanıyor…
AHMET KABİL (Devamla) – DYP’li arkadaşlarıma göre, ihalede usulsüzlük var, doğru; ihale zarfları, akşam, Başbakanın Konutunda, İhale Komisyonundan gizli, bir aracı tarafından açılsaydı, onların usulüne uygun olurdu! İşte, usulsüzlük, yolsuzluk, yüzsüzlük budur…
Sayın milletvekilleri, bu nedenle, bu ihaleleri, yabancı krediyle, Bayındırlık fiyatlarıyla, bu tenzilatlarla halletmeyi başaran, önce Karayolları mensuplarını ve Bakanlık mensuplarını, Grubum adına, şahsım adına ve yıllardır bu azap yolunun yolcuları tüm Karadenizliler adına tebrik ediyorum, takdir ediyorum, kutluyorum. Bugüne kadar yolun yapılmasına emeği geçen ve geçecek olan herkese şükran ve saygılarımı sunuyorum. (ANAP ve DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Bu ihalelere mani olmak, bu yatırımları engellemek isteyenlerin koalisyon döneminin 1991-1995 yılları arasında Türkiye’de hizmet dağılımını en iyi gösteren, DPT’nin Nisan 1995 tarihli, İller İtibariyle Çeşitli Göstergeler kitapçığına bir bakın; sayfa 6. 1994 fiyatlarıyla Türkiye’de, kişi başına, muhtelif iller dahil…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Kabil, toparlamanız kabil mi?
AHMET KABİL (Devamla) – Mümkün efendim.
BAŞKAN – Buyurun devam edin.
AHMET KABİL (Devamla) – …15,9 milyon Türk Lirası kamu yatırım harcaması yapılmışken, kişi başına 3,4 milyon Türk Lirası yatırımla, Karadeniz Bölgesi en son bölge olmuştur; bu da ikinci belge. Yani, DYP İktidarları zamanında Türkiye’de 1 kişiye yapılan yatırım 5 Karadenizliye taksim edilmiştir.
Merak ediyorum, birkısım partilerin Karadeniz halkına karşı bu tavrı niçin? Bunlar, seçimlerde Karadenizden aday göstermeyecekler mi?
Devletine, milletine karşı görevlerini herkesten iyi yerine getiriyor, vergisini eksizsiz veriyor, bayrağa, vatana, millete, ezana sahip çıkıyor, vatan için, nüfus oranına göre en çok şehit veren bölge olma unvanını koruyor Karadenizli. Koruyor da, niçin?..
Samsun-Sarp yolunun yapımını nasıl engelleriz diye önergenin verilmesini sağlayan ve önergeye destek veren DYP’li ve Refah Partili arkadaşlarıma sesleniyorum. Husumet duyduğunuz bu bölgedeki yatırımlar…
KAHRAMAN EMMİOĞLU (Gaziantep) – Deniz Beye söyle…
AHMET KABİL (Devamla) – … Türkiye ortalamasına gelinceye kadar -her türlü engellemenize rağmen- devam edecektir.
Karadeniz Bölgesinde göçü durduracak, yatırımları, istihdamı sağlayacak, vatandaşın çilesine son verecek, trafik sorununu halledecek, Karadenizin 100 yıllık rüyası Karadeniz sahil yolunu engellemeye, hiçbirinizin, ama hiçbirinizin gücü yetmeyecektir. (ANAP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)
Artık, Türkiye’de, husumet, kin, bölgecilik ve yolsuzluk dönemi bitmiş, Türkiye’nin hızlı kalkınması için 55 inci Mesut Yılmaz Hükümetinin hizmet dönemi başlamıştır. Gayretleriniz, dövünmeleriniz artık nafiledir.
Hepinize saygılar sunarım. (ANAP ve DSP sıralarından alkışlar)
