Dönem:20                      
Birleşim: 43                  
Tarih:08-01-1997 Çarşamba


Buyurun Sayın Kabil. (ANAP sıralarından alkışlar)  Sayın Kabil, süreniz 5 dakikadır.

AHMET KABİL (Rize) – Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’nin çay ihtiyacını karşılayan çay bölgesinin temel sorunlarını Yüce Meclise arz etmek için söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum ve bütün milletimize hayırlı ve faydalı yıllar diliyorum.
Sayın milletvekilleri, Doğu Karadeniz’de, 210 bin ailenin 800 bin dekar alanda yaptığı çay tarımı, bölgenin tek geçim kaynağıdır, bölgenin alternatif başkaca geçim kaynağı yoktur. Bölgede kuru çay üreten, gerek kamuya ve gerekse özel sektöre ait 300’e yakın küçüklü büyüklü işletme vardır. Yaş çay üretimi, yıllık, 650 bin ton ile 800 bin ton arasındadır; kuru çay üretimi ise, yılda 160-180 bin tondur. Ülkemizin iklim şartları itibariyle, kısıtlı zamanlarda kuru çay üretimi yapılmaktadır.

Dünyada çay üretimi yapan ülkeler, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerdir. Bu ülkelerde, kampanya süresi uzun, birim alandan alınan verim yüksek, hammadde ve işçilik maliyetleri düşüktür. Bu nedenle, ihraç etmede zorlanıyoruz.

Artan enflasyon oranlarına göre çaya verilen düşük fiyatlar nedeniyle çaydan elde edilen gelir, yıldan yıla katlanarak azalmış ve bölgeden göç, durmadan devam etmiştir. Rize, Türkiye’de en çok göç veren 3 ilden biridir.

Çaya, tarihinde ilk defa, bir yıl, 1996 kampanyasında, 53 üncü Hükümet zamanında, enflasyonun üzerinde fiyat verilmiş, son beş yılda uygulanan yanlış politikalar ve akıl almaz hatalar nedeniyle 27 trilyon lira borçlandırılan Çay Kurumunun borcu ödenmiş, gelir-gider dengesi sağlanmış, ürün bedellerinin peşin ödenmesi esası getirilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı raporlarına göre, 1991-1996 yılları arasındaki yatırımlarda da çay bölgesinin mağduriyeti devam etmiştir. Son beş yıldır bölgede kişi başına kamu yatırımının Türkiye ortalamasından 6 kat daha az olması, bölgeyi işsizlik ve çaresizliğe itmiştir. Bu nedenle, artık 1,5 milyon insanın ümidi haline gelen çayda, kalite, fiyat ve üretim politikalarındaki iyileştirmelere devam etmek gerekir; ancak, çay fiyat politikasında, yaş çay fiyatı ile kuru çay fiyatı arasındaki mutlak bir bağlantıyı gözden kaçırmamak gerekir.

Türkiye’de, kişi başına çay tüketimi, yılda, ortalama 2,2 kilogramdır; bugünkü fiyatlarla, yılda 600 bin lira ve ayda, sadece ve sadece 50 bin liradır. Bu miktar, mutfaktaki tuz ve karabiberden bile fazla değildir; ama, günün her saatinde çayla beraberiz. 1997 yılı çay kampanyası yaklaşmaktadır; çaya verilecek taban fiyata şimdiden hazırlıklı olmak gerekir. Aylık enflasyonun yüzde 10’lara yaklaştığı bir ortamda, fiyat tespitinde vatandaşı yine mağdur edecek veya Çay Kurumunu yine bir yıl sonra batma noktasına getirecek fiyat politikalarından kaçınarak, kuru çay maliyeti dikkate alınarak, piyasa fiyatının tespiti yapılmalıdır. Bu hususta, 54 üncü Hükümetçe çok yanlış yapıldığı kanaatindeyim. Sonra, yaş çaya düşük fiyat vererek, bu yanlışlığın faturasını müstahsile ödetmeyelim. Yazıktır, günahtır bu insanlara…

Çayın geleceği için, çay borsası kurulması ve borsaya bazı yetkilerin verilmesi şarttır. Çay borsası, özel sektörün denetimini yapacak, özel sektör ile mühtahsil ilişkilerini tanzim edecek ve ayrıca, piyasaya sahte, sağlığa zararlı ithal çayların girmesine mani olacak bir denetim kurumudur.

BAŞKAN – Sayın Kabil, son dakikanız…

AHMET KABİL (Devamla) – Yaş yaprak kalitesinin artırılmasını ve arz-talep dengesini sağlayacak olan çay tarlalarını yenileme ve budama projeleri, eksiksiz uygulanmalıdır. Başlattığımız bu çalışmaların devam ettiğini Sayın Bakandan öğrendim, memnun oldum. Bunlara ilaveten, ihtiyaç fazlası çayın ihracı için teşvik getirilmelidir. 1997 çay kampanyasının 1996 kampanyasını aratmayacağını ümit ve temenni ediyorum.

Ayrıca, bütün milletimizin merak ettiği ve günümüzde kamuoyunu meşgul eden, memura, polise ve öğretmene verilecek ek zam vaatleri ne oldu? Bu vaatleri yapanlar nerede? Maaşlar enflasyonun üzerinde diyenler nerede?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN – Bir dakika Sayın Kabil.

Sayın milletvekilleri, sayın hatip sözlerini tamamlayacak; ancak, gerçekten, uğultudan, buradan dahi kendisini takip etmekte zorlanıyorum. Lütfen, biraz daha sayın hatibe imkân tanıyalım.

Buyurun.

Ek süreniz 1 dakikadır efendim.

AHMET KABİL (Devamla) – Maaşlar enflasyonun üzerinde olacak diyenler nerede? Maaşları dolar bazında ödeyeceğim diyenler nerede? Rol icabı “ben sizin ananızım” diye bağıran oyuncular nerede? “Ananızım” diyenlerin milletin anasını ağlattığını, artık, herkes biliyor. Çocukları kendisi gibi Amerikan vatandaşı olsun diye her doğum zamanı Amerika’ya giden birisinin, kendisini kahraman polisimizin şerefli anasının yerine koyup, evladını, malını, canını vatan için feda eden Türk anasıyla bir tutmasını yadırgıyor, tahrik yönelten bu sözlerini kınıyor ve bu ifadeyi Türk anasına hakaret sayıyorum.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (ANAP, DSP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Kabil.