Dönem:20                      
Birleşim: 72                 
Tarih:25-03-1997 Salı


Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Çay Kurumundan kuru çay alan ve bedelini ödemeyen bayilere ilişkin Devlet Bakanından sözlü sorusunun yazılı soruya çevrilmesi nedeniyle konuşması (6/283)
BAŞKAN – 10 uncu sırada, Rize Milletvekili Ahmet Kabil’in, Çay Kurumundan kuru çay alan ve bedelini ödemeyen bayilere ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi bulunmaktadır.

Önergeyi cevaplayacak Sayın Bakan Genel Kurul salonunda bulunmuyor.

Önerge sahibi Sayın Ahmet Kabil söz istiyor mu?

AHMET KABİL (Rize) – Evet efendim.

BAŞKAN – Buyurun efendim. Konuşma süreniz 5 dakikadır.

AHMET KABİL (Rize) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 1991-1995 yılları arasında, Çay Kurumu, akıl almaz bir icraat neticesi, usulsüz satışlar, yanlış satış politikaları nedeniyle batma noktasına getirilmiştir. 1992 yılının nisan ayında, KİT Komisyonunda, o günün yöneticileri, 200 milyar lira borcun, 47 bin ton kuru çayın olduğunu söylediler. Bu usulsüzlükler neticesinde, aradan geçen beş senede, 1992 yılındaki bu 200 milyar liralık borç, 27 trilyon liraya çıktı. Çay Kurumu, her ay 2,2 trilyon lira faiz verir duruma gelmiştir. Çay Kurumunun bütün mal varlıklarının üzerinde her alacaklının haczi vardır; en az üç alacaklının haczi vardır. Hatta, o günün yöneticileri, 1996 yılında “Çay Kurumu açılamaz; Çay Kurumu alım yapmasın; çay fabrikalarını çalıştırmayalım” diye kendileri teklif etmişlerdi. 1996 yılında 53 üncü Hükümet zamanında Hazineden para aktarmak suretiyle Çay Kurumu bu hacizlerden kurtarılmıştır.

Bu borç nasıl meydana geldi. Usulsüzlükler ve yolsuzluklardan, bir; adam kayırmadan, iki; yanlış satış politikalarından, üç. 1991 yılında 86 bin ton kuru çay satılmışken, 1992 yılında bu satış 73 bin tona düşmüştür ve 1991 yılında satış için reklam gideri 452 milyon lira iken, 1992’de satış düşmesine rağmen bu para 7 milyar 853 milyon liraya çıkmıştır. Tabiî, reklamın birimi yok; bir ilan, 500 bin liraya da verilir, 5 milyon liraya da verilir; yani, kilosu, metresi belli değil. Burada, 452 milyon liradan 7 milyar 853 milyon liraya çıktı; fakat, satış artmadı, 13 bin ton eksildi.

Yine, bayilere ödenen kâr, 1991 yılında 14 milyar lira iken, 1992’de satış düşmüşken 72 milyar liraya çıktı. Bunlar, doğrudan doğruya, adam kayırmaya, bayileri kayırmaya yönelik bir icraattır. Şöyle ki, 1991’de 836 bayi varken -her teminat getiren çay alabiliyordu- 1992’nin ilk 10 ayında, bu, o yönetimin icraatı olarak 9 bayie düştü. 9 bayie ödenen prim, 14 milyar liradan 72 milyar liraya çıkmıştır. Ben bunları zaman zaman KİT Komisyonunda ve Genel Kurulda konuşmama rağmen, Başbakanlık Denetleme Kurulunun ciddî bir araştırma yapmamasına da hayret ediyorum.

Sayın Başkan, ikinci sorum; Samsun’da…

BAŞKAN – Sayın Kabil, ikinci soruyu henüz işleme koymadık. Birinci soruyla ilgili konuşmanızı tamamlayın. Belki, Sayın Bakanın açıklama yapma imkânı vardır; ondan sonra gerekirse, ben, size tekrar söz veririm.

Konuşmanızı bağlayın efendim.

AHMET KABİL (Devamla) – Yine, Samsun’da bir bayie, 1992 Şubatında, 47 milyarlık çay verildi; teminat yanlış alındı; yani, (A) firmasına çay verildi, (B) firmasının teminatı alındı. O 47 milyar lira, bugün hâlâ alınamadı -belki, bugün 500 milyara ulaşmıştır- fakat, bayinin her türlü mal varlığı olmasına rağmen, yine, araya giren kişilerce 5 sene faizsiz taksite bağlandı.

Bir başka örnek daha vermek istiyorum. Yine, Samsun’ da, o zamana kadar hiç o boyutta çay almamış bir firmaya, 5 Nisan 1994 kararlarından beş gün önce 73 milyarlık çay verildi. 73 milyarın yüzde 70’i 51 milyar lira eder; yani, 51 milyar lira kazanmış oldu; fakat, verdiği çekin karşılığı yoktu, belki de karşılığı olmadığı…

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AHMET KABİL (Devamla) – Bitti mi Sayın Başkan?..

BAŞKAN – Sayın Kabil, teşekkür için konuşmanızı tamamlayın.

AHMET KABİL (Devamla) – Peki, ben bu ikinci kısmı, ikinci sorumdan sonra tamamlayayım.

Teşekkür ediyorum, hepinize saygılar sunuyorum. (ANAP sıralarından alkışlar)